Ocak 25, 2010
Kurtuluş Savaşı 19 Mayıs 1919 Mondros Mütarekesinden sonra, anlaşmayı imzalamış olan ülkeler anlaşmanın öngördüğü koşullara uymanın gerekli olmadığını düşündüler. Çeşitli bahaneler öne süren İtilâf Devletlerinin (Fransa, İngiltere ve İtalya) Donanmaları İstanbul’a gelmiş, Adana Fransızlar tarafından, Urfa ile Maraş ise İngilizler tarafından işgâl edilmişti. Antalya ve Konya’da İtalyan askerleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri vardı. Neredeyse her yerde yabancı subaylar, yetkililer ve ajanlar vardı. Yine İtilâf Devletlerinin rızasıyla Yunan Ordusu 15 Mayıs 1919′da İzmir’e çıkmıştı. Bu zor koşullar altında Mustafa Kemâl Anadolu’ya gitmeye karar verdi. 16 Mayıs 1919′da, “Bandırma” isimli küçük bir tekne ile İstanbul’u terketti. Mustafa Kemâl, Anadolu’ya yapacağı bu yolculuğu esnasında düşmanlarının bu gemiyi batırmayı planladıkları konusunda uyarılmıştı. Ama o bundan korkmuyordu ve 19 Mayıs 1919 Pazartesi tarihinde Samsuna ulaşarak Anadolu toprağına ayak bastı. İşte bu tarih, Türk İstiklâl Savaşının başlangıç tarihini belirlemektedir. Bu tarih ayrıca Mustafa Kemâl’in daha sonra kendi doğum tarihi olarak seçmiş olduğu tarihtir. Böylece, Anadolu’da Bir ulusal direniş dalgası oluştu. Doğuda Erzurum’da bir hareket başlamış bulunmaktaydı ve Mustafa Kemâl hızlı bir biçimde hareket ederek tüm organizasyonun başına geçti. 1919 yılının yazında yapılan Erzurum ve Sivas kongreleri, ulusal bir sözleşme ile ulusal hedefleri ilân etti. Yabancı orduların İstanbul’u işgal etmesiyle birlikte, Mustafa Kemâl 23 Nisan 1920′de Türkiye Büyük Millet Meclisini açtı ve böylece merkezi Ankara olan yeni ve geçici bir hükümet kurdu. Aynı gün Mustafa Kemâl kurulan Büyük Millet Meclisi Başkanlığına getirildi. Yunanlılar, Çerkez Ethem’in ayaklanmasını fırsat bilerek ve onunla işbirliği içerisinde Bursa ve Eskişehir yönünde harekete geçtiler. 10 Ocak 1921 tarihinde, düşman kuvvetleri Batı Cephesi Kumandanı Albay İsmet İnönü ve orduları tarafından çok ağır bir yenilgiye uğratıldı. 10 Temmuz 1921 tarihinde ise Yunanlılar beş tümen ile Sakarya’ya bir cephe saldırısı başlattılar. 23 Ağustos’tan 13 Eylül’e kadar aralıksız olarak süren Büyük Sakarya Savaşı sonrasında, Yunan Ordusu yenilmiş ve çekilmeye zorlanmıştı. Bu savaş sonrasında, Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemâl’e Gazi ve Mareşal unvanlarını vermişti. Mustafa Kemâl düşmanlarını Ülkesinden dışarıya atmaya karar verdi. 26 Ağustos 1922 tarihinin sabahında, Ordularına saldırıyı başlatma emrini verdi. 30 Ağustos tarihinde, tüm düşman kuvvetleri Dumlupınar’da sarılarak ya öldürülmüş ya da esir edilmişti. Düşman ordularının Kumandanı General Trikupis esir alınmıştı. 9 Eylül 1922 tarihinde ise kaçmakta olan düşman kuvvetleri İzmir yakınlarında denize dökülmüşlerdi. Olağanüstü askerî bir dehaya sahip olan Mustafa Kemâl komutasındaki Türk kuvvetleri yurdu işgal etmiş olan Müttefik Kuvvetlere karşı bir Kurtuluş Savaşı mücadelesi vermişler ve sonunda bütün cephelerde zaferler kazanmışlardır. 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Anlaşmasının imzalanması ile birlikte, tüm ülkeler tarafından yeni Türk Devleti tanınmıştı. Mustafa Kemâl, yeni, sağlam ve dinç bir devlet kurmuştu. 29 Ekim 1923 tarihinde, yeni Türk Devletinin idare şeklinin Cumhuriyet olduğunu ilân etti. Mustafa Kemâl, Cumhuriyetin ilân edilmesinden sonra Halifeliği kaldırdı ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Ocak 25, 2010
zim eller
Ağustos 4, 2009 Geliştirici: eastturkistan
Bizim ellerde güller hep mahsun
Bülbüller hap suskunmu olacak
Baharda sevinç yerine yaslar
Bize bağ bahçe mi olacak.
Ey rabbim tüm dünyüdü
Eza çeken cefe çeken
Türkler. müslümanlar
can kardeşlerdir.
aşkar kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
vucüt
Temmuz 31, 2009 Geliştirici: eastturkistan
velim
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
uygur haberleri
Temmuz 28, 2009 Geliştirici: eastturkistan
Doğu Türkistan ve dağlık Tibet neredeyse altmış yıldan beri Kızıl Çin`in her fırsatta kılıçtan geçirdiği iki işgal bölgesidir.
Doğu Türkistan ve dağlık Tibet neredeyse altmış yıldan beri Kızıl Çin`in her fırsatta kılıçtan geçirdiği iki işgal bölgesidir.
Tamamı Budist olan Tibet halkının lideri Dalay Lama, Yıllardan beri işgal altındaki ülkesinin dışına çıkarak dünyayı dolaştı ve yardım istedi. Gittiği her memlekette saygı gördü ama muhtaç olduğu yardımı göremedi.
Aynı şekilde Doğu Türkistan liderlerinden İsa Yusuf Alptekin, işgal altındaki vatanının dışına çıkarak, yardım maksadıyla Avrupa ve Amerika`yı dolaştı. Geride bıraktığı Müslüman Uygur kardeşleri için yıllarca çırpındı fakat hürriyet yolunda aldığı mesafe bir arpa boyuydu. Türkiye`de vefat etti. Şimdi bağımsızlık sancağı oğlu Erkin Alptekin`le birlikte Dünya Müslüman Uygur Kongresi Üyesi Rabia Kader`de
Bize Doğu Türkistan kapılarını açan tarihe kısa bir ufuk turu atalım.
Dünya İslam Birliği`nin son paradigması olan Osmanlı Devleti soyguncu-sömürgecilerin el birliğiyle yıkılmış ve dağıtılmıştı. Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra tüm İslam âlemi sömürgeci Avrupalılar tarafından paylaşılmıştı. Körfez Emirlikleri, Arabistan ve Kuzey Afrika Müslümanları İngiliz ve Fransızların, Türkî cumhuriyetler Rusya`nın, Türkiye Amerika`nın, Doğu Türkistan da Kızıl Çin`in payına düşmüştü.
Sömürge kültürüyle yaşayan Haçlıların karşısında artık güçlü bir devlet yoktu. Sömürünün sürekli olması için devlet başkanlıklarına vesayetle atanan eyalet valileri getirilmeliydi. Sınırlarını Fransız ve İngilizlerin masa başında çizdiği devletlerin başında siyasi ve dini güce sahip bir Halife olmamalıydı. Konuşup yazdığı alfabeleri değişmeliydi. En önemlisi de Müslüman halkların ortak paydaları olan dinleriyle ve onları diri tutan, inançları, ibadetleri, Kur`an kursları, başörtüleri ve bütün dini gelenekleriyle oynanmalıydı.
1930 yılında kurulan Doğu Türkistan Müslüman Devleti 1949`da Kızıl Çin ordusu tarafından işgal edildi. Cami önlerinde yerli halka yönelik kitlesel katliamlar yapıldı.
Fakat Doğu Türkistan işgali daha zalimane ve gaddarca oldu. Nüfus oranı devlet eliyle yapılan büyük bir iç göç ile tersine döndü. Müslümanlar Pekin ve Şanghay bölgesine sürülürken Turfan, Hotan, Kaşgar ve Urumçi şehirlerine ırkçı Han Çinlileri yerleştirildi. Koca Doğu Türkistan`da Müslüman Uygurlar azınlık haline geldiler. Müslüman Uygurlar kendi vatanlarında devlet politikasıyla fakir düştüler, itilip-kakıldılar, her özgürlük hareketi daha düşünce halindeyken bastırıldı.
1997 kışında, kadir gecesi, Gulca şehrinde zikir yapan kadınların bulunduğu salon basılarak `devlet aleyhine eylem` gerekçesiyle iki kadın öldürüldü ve diğerleri coplarla dövüldü. Halk direnişe geçti. Güvenlik kuvvetleriyle Müslüman Uygurlar arasında sokak çatışmaları başladı. Direniş tüm doğu Türkistan şehirlerine yayıldı ve sıcak savaşa dönüştü. Şehirlerde olağanüstü hal ilan edildi ve sokağa çıkma yasağı kondu. Binlerce Müslüman tutuklandı. Toplama kamplarında işkence, açlık ve soğuktan 15-25 yaşlarındaki gençlerde ölümler başladı. Son Pazar günü benzer bir gerekçeyle başkent Urumçi`de protesto eylemi başlatan Müslüman Uygurlara karşı orantısız bir güçle çok sert karşılık geldi. Kızıl Çin`in Müslümanlara uyguladığı kitlesel kıyımı ulusal medya değişik başlıklarla veriyordu;
-Çin polisi dört yüz Müslümanı enselerine kurşun sıkarak öldürdü.
-Doğu Türkistan`da Vahşet
-Çin Tipi infaz
-Etnik Soykırım Başladı. Doğu Türkistan Dramı
-Vahşete lanet yağıyor.
-Doğu Türkistan Endülüs Olmasın
-Hükümet Uyuma Türkistan`a Sahip Çık
-BM ve NATO nerede?
-Çinliler Müslümanların Evlerini Basıyor.
-Sendikalardan Vahşete Siyah Çelenk.
Nihayet Diyanet İşleri Başkanı sayın Ali Bardakoğlu, Urumçi`deki orantısız şiddet olaylarını kastederek `Hiçbir şey yapamamak herhalde acıların en büyüğü!` diyor. Duyarlı ve dinamik bir kalabalık Ankara`da Çin Büyükelçiliğinin önünde toplanıyor ve basın bildirisi okuyor, sloganlar atıyor. Ertesi gün büyük camilerde Cuma namazından sonra, Doğu Türkistan şehitleri için gıyabi cenaze namazları kılındı. İsrail`in Gazze saldırısında tüm dünya Müslümanlarını uyaran tarihi mitingin aynısını Saadet Partisi önderliğinde yine İstanbul Çağlayan Meydanında yapıyor. Bugün bütün Türkiye, Nemrud`un ateşini söndürmek için bir damla su taşıyan karınca olmalıdır. Bugün İbrahim`den yana olan tavrımızı melekler belgeliyor.
Peki Hariciyemiz Olayların Neresinde?
Çin ve Türkiye`nin resmi görüşü size hayli şaşırtıcı gelecektir. Halkın ihtiyaçları ve arzularından kopuk Dışişleri bakanlığımızın Monşer, Jakoben, Ortodoks yapılanmasının Çin Halk Cumhuriyeti ile ilgili görüşüne birlikte göz atalım; ` Türkiye dış politikasına uygun olarak Sincan-Uygur Özerk Bölgesini Çin Halk Cumhuriyeti`nin bir parçası olarak görmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti`nin toprak bütünlüğünün korunmasına önem vermektedir. Hükümetimiz Çin devletinin bölgede yaşayan Uygurları Türkiye ile Çin arasında bir dostluk köprüsü olarak değerlendirmekte, olayları tırmanmadan önleyici tedbirleri itidal ve sağduyu içerisinde alacağına inanmaktadır. Hükümetimiz ve Dışişleri Bakanlığımız bu konunun yakın takipçisidir. Olaylar tarafımızdan günbegün takip edilmektedir.`
Dışişleri bu basmakalıp, açıklamalarla kimi kandırdığını veya kimleri inandıracağını sanıyor?
Doğu Türkistan`da yaşayan Müslüman kardeşlerimiz için ne yapmalıyız?
Çin`in nüfus potansiyeli ve ticari karizmasından korkmadan, Doğu Türkistan`ın bağımsızlık hakkını ve talebini derhal uluslararası platformlara taşımalıdır. Yarın çok geç olacaktır! Bağımsızlık talebi Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi gündemine alınmalıdır. Türkiye`nin önderliğinde Çırağan Deklarasyonuyla kurulan D-8`lerin meclisinde müzakereye açılmalıdır. İKÖ-İslam Konferansı Örgütü`Doğu Türkistan`daki İnsan Haklarının Durumunu` araştırma komisyonlarında görüşmeli. Türkiye ve diğer İslam Ülkeleri ticari ve siyasi ilişkilerini Müslüman Uygur kardeşlerimiz lehine gözden geçirmelidir. Tüm İslam ülkelerinde Çin malları boykot edilmelidir. Yıllardır bir kapalı kutu olan Doğu Türkistan dünya medyasına açılmalı. Bağımsız gözlemciler Urumçi`ye gönderilmeli. İnsani yardım vakıfları, sivil toplum örgütleri ve insan hakları komisyonu üyeleri bölgeye gitmelidir.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
ösym
Temmuz 28, 2009 Geliştirici: eastturkistan
2009 ÖSYS TERCİH İŞLEMLERİ
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Tercih İşlemleri
Tercih Bildirim Tarihleri: 22 Temmuz – 3 Ağustos 2009
Tercih kılavuzu için lütfen tıklayınız.
Tercih işleminizi yapmak istiyorsanız lütfen tıklayınız.
.
”Şimdi hep birlikte avazımız çıktığı kadar bağırma zamanıdır: Yaşasın tam bağımsız Türk yargısı!.. İşte Hasan Cemal’den yargıya ince mesajlar…
Tüm Manşetler Haftanın Çok Okunanları
‘Hazırız’cı Baro Da Kervana Katıldı
Tutuklanan Teğmen Sayısı 7 Oldu
Yargı Gerçekten Bağımsız Mı?
Polislere Puanlama Sistemi
Dağı Bırak Şehre Bak!
Okul Basan Binbaşı Yargılanıyor
Partilerin Kürt Açılımı Yorumu
‘Atatürk’ün Mirasına Darbe’
Eminağa’ya Suç Duyurusu
Veli Küçük Hastaneye Kaldırıldı
Etiler Cinayetinde Yeni Deliller
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
Check out my Slide Show!
Temmuz 28, 2009 Geliştirici: eastturkistan
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
doğu türkistan
Temmuz 28, 2009 Geliştirici: eastturkistan
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;
dogu türkistan sincan
Temmuz 28, 2009 Geliştirici: eastturkistan
www.eastturkistan.wordpress.com
Uncategorized kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;